İzledim

Netflix – Hakan: Muhafız

Netflix’in ilk Türk yapımını izledim, bol spoilerlı bir yazı olacak.

ÖZET: Genç bir adam olan Hakan’ın İstanbul’da sıradan yaşantısı vardır. Fakat ona verilen görev Hakan’ı 15 milyonluk şehirde yaşayan herkesten daha farklı bir konuma getirir. Şehir tarihten gelen gizemli ölümsüzlerin tehdidi altındadır. Hakan hiç hazır olmasa da ölümsüzleri durdurup şehri kurtarmak zorundadır. İstanbul’un son muhafızı olma vazifesini üstlenen Hakan görevini yerine getirebilecek midir?


Tüm fikrimi tek cümlede açıklamam gerekirse; aceleye getirilmiş. Aldığım notları sıralayayım şuraya;

  1. Karakterler daha derin anlatılabilirdi.
  2. Genel anlamda geçmiş ile ilgili daha çok bilgi verilebilirdi.
  3. Dizi bu kadar hızlı gitmeyebilirdi.

Şimdi benim eleştirilerim genel olarak bunlar. Birbirlerine benzer kısımları olabilir, farklı kısımları da. Gerçekten yansız bir şekilde izlemeye çalıştım, daha önceki fiyaskoları aklımdan çıkarttım falan… Oldukça pozitif değerlendirdiğimi de düşünüyorum. Ufak tefek şeylere de takılmadım; cgi, fx falan cidden siklemedim. Sürekli İstanbul’a atıf yapılmasını gözardı ettim, gibi gibi.

1) Karakterlerin Derinliği

Hakan hakkında iki cümle anca kurabilirsiniz dizinin ilk sezonunu bitirdiğinizde. Hadi Hakan’ı geçtim, başrol sonuçta dizi ilerledikçe gıdım gıdım anlatırsın. Zeynep, doktor, Mazhar… Ulan neredeyse hiçbirinin hikayesi anlatılmadan çoğu öldü anasını satayım, özellikle Mazhar. Bu herif kimdir, necidir? Nasıl oldu da ana düşmanın sağ kolu, kulu, köpeği oldu? Çabuk karakter harcamak ile ne yapmak, nereye varmak istiyorsunuz lan? S1f1r B1r bile bu konuda daha başarılı, ölen başrolün bütün karakterini yansıtmışlardı. Adada oturan çocuk hedef şaşsın, başrole hayran olsun, bok yoluna gitsin. Çok basit, çok kolay.

Arası yok yemin ediyorum, birinde 10 dakika karşlıklı suskun bakışılır, birinde götüna asit sürülmüş tazı gibi yardır yardır senaryo yazılır. Sen yaz akıcı, geniş senaryonu yayınlanmazsa biz utanalım, Netflix utansın be.

2) Geçmiş Sorunu

Kim kimden amk? Kim neyi neden yapıyor? “7 ölümsüz var, nereden geldiklerini kimse bilmiyor” aga bu kadar kolaya kaçılmaz. Ayıptır ulan bu. Bana göre ilgi çekici bir hikâye bulmuşsun, gerçekten güzel ama bu hikâyeyi dallandırıp budaklandırmadıktan, derinleştirmedikten sonra neye yarar? “İşte bunlar böyle kötülük yapıyor yüzyıllardır, bunlarda işte onları engelliyor yüzyılladır” isimlerden ve karakterlerden arındırırsan dizinin özeti bu oluyor.

Elindeki şehir yüzlerce, belki binlerce, mite ve hikâyeye ev sahipliği yapmış bir şehir. Neler yaratılmış bu mitlerle, hikâyelerle 7 Akbaba kitabı meselâ. Tamam, peki sen etkilenmemek istemedin hatta belki bu hikâyelere, mitlere yenisini katmak istedin, çok güzel. Böyle mi yapılır peki? İlk sezonun izlendi, hiç kimse 2. sezonun için heyecanlanmıyor. İlk sezonda o kadar kopuk ve sığ işledin ki, kimse benimseyip merak etmedi.

3) Bu Ne Hız Yiğidim?

Anam babam direkt neden Kapalı Çarşı’ya dalıyorsun? Anlatsana bize derin derin şu geçmişi, ortaya çıkışlarını, ilk farkedilişlerini detaylı detaylı. 5 dakika gösterdiğin emanet hazırlanma sahneleri meselâ çok güzeldi ama 5 dakikaydı. İlk bölümü komple buna ayırabilirdin ya da geçmişten başlayarak önce Hakan’ın ailesinin ölümünü gösterebilirdin meselâ. Elindeki malzeme çok güzel ama bu nasıl anlattığınla ortaya çıkabilir ancak.

Bir de ne kadar çabuk yüzleşti ebedi düşmanla yahu? Önce güçlerini tam seviyede öğrenmek için part-time süper kahramanlık yapsaydı falan meselâ? Hem daha sakin giderdi, hem de daha detaylı bazı şeyler anlatılabilirdi. Olmaz mıydı?

Genel Görüşüm

Yukarıda çok yüklenmiş olabilirim zaman zaman ama ben bu diziyi genel olarak beğendim. Konu Netflix olunca beklenti biraz yükselebiliyor, ayrıca işin içinde bizden bir şey olunca insan ne olursa olsun biraz heyecanlanabiliyor. Dizi mükemmellikten çok uzak ama izlenebilitesi var genede. Umarım gelen eleştirilere biraz kulak açarlar ve diziyi daha iyi bir hale getirirler. Kadro seçimini ben epeyce beğendim; Hazar Ergüçlü hariç. Kadın hep bu tarz sert rollerde oynadı ama bu sefer acayip yapmacık durdu, neden anlamadım.

Karakterler de hiç fena değil. Polisi çok çabuk harcadılar, en sağlam ve gerçekçi karakter oydu. Ekmeğinin peşinde, hatalı olduğunu kabul etmeyen, çirkinleşmekten kaçınmayan, çamur ve yarı muğlak tam içimizden  elemandı. Mazhar sanırım kafa karıştırmak içindi, yemedi, yemez. Okan Yalabık kiloyu fena salmış yav, onun dışında baya iyiydi kendileri.

Son olarak biraz Amerikanvari replikler vardı, olmasa daha güzel olurdu. Biz de onlar de, neden sürekli “sadık olanlar” diyorsun ki? Hiç olmadı sadıklar de. Türkçe’yi günlük olarak kullansanız da olur.

Dediğim gibi umarım koşmazlar, derinleştirirler karakterleri ve hikâyeleri güzel bir şey çıkar ortaya.

1 Yorum

Bir Yorum Bırak